• latw-23-1
    1/24 staterlik, aslan pençeli elektrum sikke. Ön yüz. (Vedat Nedim Tör Müzesi'nin izni ile.)
  • latw-23-2
    1/24 staterlik, aslan pençeli elektrum sikke. Arka yüz. (Vedat Nedim Tör Müzesi'nin izni ile.)

1/24 staterlik, aslan pençeli elektrum sikke

Dönem
MÖ 630-615 civarı (MÖ 615’in terminus ante quem olduğu stratigrafik kontektsle kesinleştirilmiştir), Lidya
Müze
Selçuk, Efes Müzesi, 99/43/94
Envanter No.
99/43/94
Malzeme
Elektrum
Eserin Türü
Sikke
Sikke Birimi
1/24 stater
Sikkenin Darp Edildiği Yer
Sardis
Yerleşim
Ephesus
Tanım
Staterin bir bölü yirmidördü ağırlığında elektrum sikke (Efes Kazı Envanteri ART 94/K277). Ön yüzünde: Dört tırnaklı aslan pençesi, arka yüz: Tek çukur vardır. Ağırlık: 0.56 g.
Yorum
Ön yüzünde çeşitli tiplerde aslan pençeli sikkeye Efes Artemis Tapınağı’nda sıkça rastlanır (örneğin İngiliz kazı ekibi tarafından bulunan 93 sikkeden 32 tanesi gibi). Kutsal alan dışındaysa daha az rastlanır. Bazı aslan pençeli sikkelerin arka yüzü, WALWET lejandlı sikkelerin kalıbıyla basılmıştır ve büyük olasılıkla Lidya kökenlidirler; Karwiese'e göre (Karwiese 1995, 133–145) bu sikkeler Ephesos'ta veya yakınlarında, Sardeis darphanelerinden satın alınan kalıplarla darp edilmiştir. U. Wartenberg (Wartenberg 1997, 264–265) Karwiese’nin aslan pençeli sikke serisini Ephesos’ta yerelleştirme çabalarını, kendisi tarafından listelenen 103 sikkeden 32 tanesinin kesin olarak kazı alanında bulunmuş olduğunu belirterek tartışmalı bulur ve buna bağlı olarak Karwiese’ın sadece buluntu yerlerine dayanarak oluşturduğu savı “yöntembilimsel olarak şüpheli” olarak görür. Lidce WALWET lejandlı birbirinin aynı arka yüz kalıplı sikkelerin kullanımı bilakis “aslan pençeli sikke serisinde Lidya kökenine dair çok ikna edici bir kanıttır.”

Oldukça küçük boyutlu ve sadece yarım gram ağırlığında olmalarına karşın bu sikkeler antik dönemde oldukça değerliydi; bu sikke olasılıkla bir koyun veya 1 kile tahıl değerindeydi. Bundan daha da küçük birim olarak staterin bir bölü kırksekizi de basılmıştır.

Efes Artemisionu’nda, Kroisos Tapınağı’nın sekosunun doğu duvarı yakınında, MÖ 7. yüzyıl’ın son çeyreğinde zaman zaman taşan kurumuş bir nehir yatağınındaki kurban birikintisi içerisinde bulunmuştur. Taşan nehir suları ile taşınmış, steril, içerisinde hiç bir buluntu bulunmayan ince kum, çoğunlukla çanak çömlekten oluşan, ağırlıklı olarak içki kapları ve hayvan kemikleri içeren kült yemeklerinin kalıntılarını beş tabakaya ayırır; ayrıca bazıları altından yapılmış küçük adak eşyalarını da içerir (Pülz 2009, 216, env. no. 6, 224–225 env. no. 38–41, levha 3, renkli levha 3, 6; bu altın eşyalar ve parçalar halindeki “Efes Malı” ayaklı kase No. 115 daha yüksek bir seviyede ve buna bağlı olarak geç bir tabakada bulunmuşlardır.). 1/24 stater No. 23 bu kültsel birikintinin en derin ve en erken tabakasında bulunmuştur (Kerschner 1997, 100, 181, 226, şekil 2, 3:4.5, “Opferschichten G, F, E” “Adak Birikintisi G, F, E”). Bunlar hafifçe yukarıya doğru, yarı kurumuş nehir yatağın sınırlayan istinat duvarına bitişik olarak eğim yaptıkları bu noktada birbirinden ayırt edilemezler (Kerschner 1997, şekil 8). Nehir yatağınındakinin aksine, su taşkınları batı kesimde adak katmanları arasında ince taneli kum birikintisi oluşturmamıştır. Bununla beraber, bu önemli kapalı konteks birikinti için dar bir zaman dilimi sunar. Çanak çömlek buluntularına dayanarak birikintinin gerçekleştiği tarih MÖ 630-615 (Kerschner 1997, 181) olarak tespit edilebilir.

No. 23 Karwiese’ın aslan pençeli serisinin 5. tipine aittir (Karwiese 1995, 137, no. 74). Çanak çömlek bulguları bu çalışma yayınlandığı zamanda henüz tam anlamıyla incelenmiş değildir. Karwiese bu tipi “yaklaşık olarak 575’e 560 (?) dan kısa bir süre sonrası” na tarihler (Karwiese 1995, 142), ancak yorumları arkeolojik bulgulardan ziyade kurgusal tarihi düşüncelere dayanır (“Realhistorisch wäre daraus zu interpretieren...;” cf. Wartenberg 1997, 264: “Dies ist mehr Stammtischgerede als Wissenschaft”). Statigrafik ve seramik buluntuların (Kerschner 1997,) yayınlanmasından sonra, Karwiese (Karwiese 2001, 103) konteskle tanımlanmış tarihlemeyi kabul etmiştir. Ancak bundan yedi yıl sonra yeni bir kanıt ileri sürmeden bunu reddetmiştir (Karwiese 2008a, 140). Kontesksin “sadece terminus post quem sağladığını” savunur. “Opferschichten G, F, E” üzerindeki tabakalar MÖ 600’den önceye tarihlenen dört adet kapalı konteks içerdiği için, bu mümkün değildir. Bundan dolayı, kronolojik sıralamanın tümü ele alınarak, en alt katmanlar G, F ve E için MÖ 615 tartışmasız bir terminus ante quem olarak verilebilir; bu da erken dönem sikkelerin kronolojisi için önemli bir kriter sağlar.

Ek yazı
Kroll, “Sardeis Sikkeleri”
Kaynakça
Karwiese 1995, 137 no. 74; Karwiese 2008a, 140. Tabaka ile ilgili: Kerschner 1997, 100, 181, 226, Şek. 2, 3, 4, 5, 7, 8.
Yazar
MK, NDC