Lidya Dili ve Yazıtları

H. Craig Melchert

Giriş

Lidya dili yüzden fazla yazıtta tespit edilmiştir, ama bunlardan en fazla 30 tanesi birkaç kelimeden fazlasını içerir ve makul ölçüde tamdır. Bazı sikke lejantları, grafiti ve MÖ yedinci yüzyıl sonu-altıncı yüzyıl başına ait nesneler üzerindeki bir-iki yazıt vardır, fakat elimizdeki metinlerin büyük çoğunluğu MÖ beşinci ve dördüncü yüzyıllara tarihlenmektedir. Yazıtların önemli bir kısmı Lidya başkenti Sardeis ya da çevresindendir, ama başka yerlerde dağınık örnekler bulmak mümkündür: Çobanisa (Hermos Vadisi), Kaistros Vadisi’ndeki bazı sit alanları (Falaka, Tire, Haliller), Manisa (Magnesia), Pergamon, Ephesos, Emre (Maeonia), Eğriköy (Aiolia), Aphrodisias (Karia), Smyrna hatta Yukarı Mısır’daki Silsilis’ten bir grafiti.

Lidya yazısı Yunan alfabesinin bir türünden adapte edilmiştir ve 26 işaretin hemen hepsinin (8 sesli, 18 sessiz) Yunancada doğrudan karşılığı vardır.1 Çoğu harf ya Yunanca karşılıkları ile aynı seslere ya da Yunancadaki harflerden türetilebilecek seslere sahiptir. Lykia dili gibi, Lidya dili de Yunancada olmayan sesler için birkaç Yunanca harf kullanılmaktadır. Örneğin ã ve ẽ gibi geniz ünlüleri için yunan sessiz harflerine başvurur. Biraz şaşırtıcı uygulama, “ś”nin bildiğimiz “/s/”yi temsil ederken “s” damak(sallaşmış) ıslıklı ünsüzün (Türkçedeki “ş”) yerine geçmektedir.2 Lidya dili düzenli şekilde sağdan sola yazılır, ama Arkaik Dönemde soldan sağa ve boustrophedon (birbirini izleyen soldan sağa ve sağdan sola satırlar) gibi örneklere rastlanmaktadır. Kelimeler genellikle boşluk ile ayrılmıştır. Yine Arkaik Dönemde boşluk bırakmaksızın yazılmış metinler ve sıkça kullanılan kelime ayırıcılarına rastlanır.3

Taş üzerindeki yazıtlar genellikle mezar yazıtlarıdır, ama birkaç kararname de görülmektedir. Örneğin, Gusmani’deki 24 numaralı metin, Mitradastas adlı bir rahip ile “tapınak baş yetkilisi” (serlis srmlis) arasındaki karşılıklı beyanatı içerir.4 Metinde her iki kişi de varlıklarını (belki de sonuçta tapınağa ait olduğu için) birbirlerine bırakmaktadır. Gusmani’deki 24 numaralı metin de Sardeis’liler ile mλimna adı verilen bir halk arasındaki karşılıklı düzenlemelerden bahseder, ancak detaylar hâlen anlaşılamamıştır. Mühürler ve diğer nesneler üzerindeki yazıtlar ya bunların sahiplerini (bir mühür üzerindeki manel-im “Ben Manes’e aidim” yazısı)5 belirtir ya da adak amaçlıdır: titiś-in ẽmν tiśardν fabil ataλ kitwaλ “Titis içimdekileri (?) Kitwa’nın (oğlu) Ata’ya Verdi” (Sardeis’teki bir mezardaki pişmiş toprak vazo üzerindedir).6 Sardeis’te taş üzerindeki yazıtların bazıları ilginç şekilde nazım olarak karşımıza çıkar: Her satırın son hecesinde ( “a” ya da “o”) ünlü yinelemesi yapılmıştır ve şüphesiz bir çeşit vezin söz konusudur, ama sonuncusu üzerinde tartışma sürmektedir.

Lidya dilinin gramerinin temelleri iyi anlaşılabilmektedir, fakat sözlük bilgimiz çok kısıtlı ve belirsizdir; dolayısıyla bu durum metinlerin çevirisi için de geçerlidir. Elimizde sadece iki kısa Lidya-Yunanca çift dilli yazıtı ve iki de Lidya-Aramice yazıtı vardır, fakat sonucu gruptakilerden birinde Aramice metnin nerdeyse tamamı kayıptır ve diğerindeki Aramice metin kendine özgü sorunlara sahiptir. Hâlen kayda değer derecede uzun Lidya-Yunan çift dilli beklemekteyiz. Bu keşif yapılana değin Lidya dili ile ilgili bütün incelemeler geçici olarak kabul edilmek zorundadır.7

Linguistic Origins and Features

Lidya dili bugün büyük Hint-Avrupa dil ailesinin Anadolu alt şubesine dâhildir. Bu yüzden en çok MÖ ikinci binyıldaki Hititçe, Palaca ve çivi yazısı Luvice (Orta Anadolu’daki Hitit başkenti Hattuşa’dan gelen çivi yazılı tabletlerde görülür); MÖ ikinci binyıl ve birinci binyılın başında Hiyeroglif Luvicesi (Anadolu ve Kuzey Suriye’deki yazıtlardan bilinmektedir); MÖ birinci binyıldaki Lykia, Karia, Pisidia ve Side dilleri (Küçük Asya’nın güneybatı ve güney kıyılarındaki yazıtlarda bulunmaktadır) ile yakın benzerlikler taşımaktadır. Lidyalılar ile Phrygialılar arasındaki önemli kültürel temasa rağmen Lidya dilinin yukarıdaki Anadolu dil ailesinden tamamen ayrı Hint-Avrupa dilini temsil eden Phryg dili ile özel bir bağı yoktur.

Sıkça tekrarlanan aksi yöndeki iddialara karşın, birçok bilim adamı Anadolu’daki Hint-Avrupa dillerinin buraya dışarıdan geldiğini ileri süren köklü görüşü desteklemektedir. Hint-Avrupa dili konuşan prehistorik yerleşimciler Anadolu’ya kuzeyden gelerek MÖ üçüncü binyılın ikinci yarısından daha erken olmamak üzere, belki de üçüncü binyılın başlarında girmişlerdir. Bunların doğudan Kafkaslar üzerinden mi yoksa batıdan Balkanlardaki geçitlerden mi Anadolu’ya geldikleri sorusu belirsizliğini korumaktadır. Batıdan girişi destekleyen bazı görüşler vardır, ama bunlar kesinlik kazanmamıştır.

MÖ ikinci binyılda Lidya öncesi halkların kuzeybatıda, Klasik Dönemin Bithynia’sında yaşadığına, Lidya’ya ancak daha sonra girdiklerine ve burada muhtemelen yönetici üst sınıf olarak Luvice konuşan bir halk ile karıştığına dair yaygın bir kanı vardır. Bazı bilim adamları bağımsız olarak Lydoi adının aslında Luviya (Lidya dilinde doğrulanmamış *lūda-)’dan türediğini savunmaktadır. Bu varsayıma göre Lidya, Lidya’lıların kendilerini tanımladıkları isim değildir (bu isim bilinmemektedir), fakat yeni yurtlarının asıl ismini yansıtmaktadır. Ne var ki, isim hakkındaki çözüm geçerli kabul edilse bile, nispeten geç bir dönemde meydana gelmiş güney yönündeki hareketi açıklamamaktadır. Klasik Dönem Lidya’sının (Hermos Vadisi’ni merkez alan) Luvice konuşan bir bölge olduğuna dair kanıtlar zayıftır.8

Dilbilimsel özellikler Lidya dilinin diğer Anadolu dillerinden görece olarak soyutlandığı görüşünü desteklememektedir, fakat bu yaklaşım Klasik Dönem Lidyası’nın MÖ ikinci binyıldaki coğrafi sınırlarıyla örtüştüğünü gerçeğini bir dereceye kadar kabul etmektedir (aynı şekilde, mesela Daskyleion’a doğru geç tarihli bir genişlemeyi de). Lidya dili diğer Batı Anadolu dilleriyle bazı yenilikleri paylaşmaktadır (aşağıya bakınız), fakat güneyindeki Luvi, Lykia ve Karia dillerinde oluşan güneydoğu dil grubundan farklıdır. Şu an için MÖ ikinci binyılda Anadolu’nun batısındaki halklar ve diller hakkında bilinmeyen çok şey bulunduğundan Lidya öncesi dili konuşan halkların yurtlarını tespit edebilmek zorlaşmaktadır.

Lidya dili diğer Anadolu dilleriyle ortak bazı karakteristik ve belirleyici yenilikler barındırır. Birinci tekil şahıs zamiri “ben, bana”ya karşılık gelen amu’da Anadolu alt grubunda gördüğümüz ikinci hecedeki u- sesli harfi sistemine rastlanır: Hititçe ammug Hiyeroglif Luvicesi’ndeki amu/ẽmu gibi. Lidya dili aynı zamanda kapantılı ünlülerle ilgili Anadolu’ya özgü çeşitli değişimleri içermektedir. Kelime başındaki titreşimli kapantılar ötümsüzleştirilir: Lidya dilindeki teśaśti ile Latince’deki dexter “sağ (el) gibi. Kelime içindeki titreşimsiz kapantılar belli durumlarda sürekli ünsüzdür: Lidya dilinde kaτared “korur”da görülen üçüncü tekil şahıs fiil eki -d , Sanskritçe -ti ve Latince -t ekleri (Lidya dilinde ve Latincede orijinal son sesli kaybolmuştur) gibi. Lidya dili ayrıca diğer Anadolu dilleri gibi oldukça karmaşık cümle ön sesi çekimler, edatlar ve zamirler içermektedir: fak=τ=ad (fakçekimi + -t- edatı + dönüşlü zamir -ś- [birlikte τ olarak okunur] + “o” zamiri Manisa 1, No. 10’da). Çeşitli edatların arasındaki farklar anlaşılamamaktadır.

Yukarıda değindiğimiz üzere Lidya dili Luvi, Lykia ve Karia dilleri gibi Batı Anadolu dilleriyle bazı ortak özellikler taşımaktadır. Birinci tekil şahısın fiil eki -u’dur *-wi (örneğin, kantoru ‘bahşediyorum/veriyorum’). Bu Luvice -wi ve Lykia dilindeki -u ile örtüşmektedir. Aynı zamanda bu dillerle “i- değişimi” olarak bilenen bir başka niteliği paylaşmaktadır: bazı isim ve sıfatların sadece yalın ve -i- hâlinde sonekten önce gövdeye -i- getirilir. Dolayısıyla yalın ve tekil śfardẽt-i-s iken çoğul –e hâlinde śfardẽt-aν (Sardeisli) olur. Yine Luvice ve Lykia dilinde görüldüğü üzere, Lidya dilinde iyelik sadece ismin –in hâliyle değil, fakat aynı zamanda isimden türetilmiş ve onun sayısını, cinsiyetini, hâlini alan bir sıfat ile de belirtilmektedir. Lidya dili bu amaçla için bir -l- soneki kullanmaktadır: es anlola atraśtal śakardal Manisa 1 (No. 10)'de “Bu anıt (ya da benzer bir kelime) Sakardas’ın (oğlu) Atrastas’ındır” (Şek.1). Son olarak Lidya dili Luvice’den bilinen bir sözdizimsel bir özellik bulunur: Birinci ya da ikinci tekil şahıstaki ad tümcesi bir dönüşlü zamir almak zorundadır. Bir mühür üzerindeki yazıtta geçen manelim “Ben Manes’inim” (yani “ben Manes’e aitim”), *manel-mi “Mane’nin” (sıfat) ve birinci tekil şahıs dönüşlü zamir almaktadır; isim fiil (-dir, İngilizce “am”) yoktur.

Dili en yakın akrabalarından en azından görünürde ayıran bazı özgün karakteristikleri vardır. Anadolu dilleri arasında sadece Lidya dili aλa- (başka; Latince alius, Yunanca állos vb.) sıfatını korumuştur. Ayrıca “rahip” kelimesinin (kawe- ) en yakın benzeri Avesta’daki kauuā- (prenslere verilen bir ünvan) ve Sanskritçede kavi-(“kâhin”, “şair”) şeklinde karşımıza çıkar. Prehistorik “yod” harfi uzatılabilen sessiz ötümlü harf olarak yazılan “d”ye dönüşmüştür. Böylece Lidya dilindeki pid- Luvice’deki piya- “ver”e dönüşmüştür. Anlayamadığımız şartlar altında prehistorik kapantı*p, f olur: Yukarıda bahsedilen fa(k) bağı çivi yazısı Luvicedeki ile uyuşmaktadır. Belki de en ilginci, Lidya dilinde hem iç ses hem de sonses düşmesi ile vurgusuz seslilerin kaybolmasıdır. Bunun bazı örneklerine yukarıda değinilmiştir. Bazı durumlarda bu durum araya giren yeni sesliler tarafından kesintiye uğrayan sessiz harf dizilişleri meydana getirmiştir. Dolayısıyla yukarıdaki örnekte *manel-mi » *manelm » manelim olmaktadır. Ancak Lidya dili akraba dillerinde olmayan birçok sessiz harf dizilişine izin vermektedir. Bunlardan bazıları dikkat çekicidir: kśpλtaλ ya da dctdid (anlamı bilinmemektedir).

Kültürel ilişkileri yansıtan kısıtlı dilbilimsel kanıtlar mevcuttur. Haliller’de yeni bulunmuş bir yazıtta (No. 11) açıkça Pers dilinden alınmış śatrapaś, yani “satrap” kelimesi bulunmaktadır (Şek. 2). Yunan şairi Ephesoslu Hipponaks şüphesiz Lidya dilini biliyordu ve kullandığı σκαπερδεῦσα kelimesinin (“çalmak”), dolaylı olarak No. 10’de görülen Lidya dilindeki kaprdokidten alındığı öne sürülmüştür.9 Buradaki metinde de fak=τ=ad kaprdokid “ve kendisi için çalar/yağmalar” anlamına gelir ve Hititçe’deki “sıçan”a benzer [krş. İngilizce packrat (başkalarının attıklarını toplayan kimse) ve Almanca Maus (“fare”)’tan mausen (“çalmak”)].

  • Şek. 1

    Atrastas'ın steli, detayı (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 2

    Haliller'den mezar steli, detayı (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

Dipnotlar