Sardeis 2013

Nicholas Cahill

Giriş

Sardeis’teki arkeolojik çalışmalar 2013 yılında 4 Haziran-15 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Kazı ekibinde 49 arkeolog, ekip elemanı ve uzman çalışmıştır. Kazı başkan yardımcısı olmayı çok kısa bir süre içerisinde kabul eden Ege Üniversitesi’nden Uzman Dr. Ümit Güngör’e ve Antalya Müzesi’nden Bakanlık temsilcisi olarak gelen Ünal Çınar’a teşekkürü borç biliriz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na arkeolojik çalışmalarımızı devam ettirebilmemiz için gerekli izni verdikleri için, özellikle Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Abdullah Kocapınar’a, Kazılar Dairesi Başkanı Melik Ayaz’a ve Manisa Müzesi Müdürü Sevgi Soyaker’e süregelen yardımları için teşekkür ederiz.

Alan 49

2009 yılından beri kazı çalışmalarımızı akropolisin doğal tepeleri olarak bilinen Byzfort’a ve Alan 49’a odaklamaktayız (şek. 1, 2). Bu iki tepe Lidya döneminde anıtsal teras duvarları ile çevrilmişti (şek. 3). Geçmişte burada bulunan mimari unsurlara ve objelere dayanarak bu alanın Lidya krallarının sarayının bulunduğu bölge olduğunu önermiştik. 2013’de amacımız bu terasın üstünde bulunan Lidya yapılarının daha büyük bir kısmını ortaya çıkarmak oldu. Ancak geçmiş yıllarda olduğu gibi daha üst seviyelerde bulunan Hellenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait kazı ve kayıt çalışmaları zamanımızın büyük bir kısmını almıştır.

Tepenin kuzey, güney ve orta kısmında üç açma açılmıştır (şek. 4). Güney açmada erken bir Roma yapısı ortaya çıkarılmıştır. MS 17’de Sardeis’i harabeye çeviren depremden sonra yapılan bu yapıda daha önceki yılların raporlarında da belirttiğimiz gibi ocaklı bir oda bulunmaktadır. Diğer odanın duvarlarında boyalı desenler vardır. Bu yılki kazılarda Roma yapısının altındaki daha erken seviyelere odaklandık.

Birinci odanın toprak zemininin altında olasılıkla adak grubu olabilecek iki ilginç obje grubu bulduk (şek. 5, 6). Her biri iki küçük vazodan oluşmakta, vazolardan biri diğerine kapak görevi görmekteydi. Her birinin içinde bir tunç çivi, bir tunç iğne ve diğer sivri uçlu maden objeler ve bir sikke, ayrıca bir tarafından belki de çivi veya iğne ile delinmiş bir yumurta bulunmuştur (şek. 7). Sikkeler Neron devrine tarihlenmektedir. Birinin arka yüzüne aslan resmi kazılmıştır. Bu buluntular 1913’te Artemis tapınağı kazısında çıkan adaklara oldukça benzemektedir.1 Diğer odanın zemininin altında benzer bir adak olabilecek küçük bir domuz iskeleti bulunmuştur (şek. 8).

Tepenin Hellenistik seviyeleri oldukça karmaşıktır. Güney açmada en az üç veya dört mimari yapı safhası vardır. Yeraltı temelleri 1,7 m kalınlığındadır (şek. 5). Yapıların anıtsallık durumu ve ara sıra ele geçen bazı buluntular burada Hellenistik Yapıların anıtsallık durumu ve ara sıra ele geçen bazı buluntular burada Hellenistik devirde önemli yapıların olduğuna işaret etmektedir. İyi korunmamış olmaları MS 17’deki büyük depreme ve taşların çalınmasına bağlanabilir.

Ortadaki açmada Hellenistik yapılar daha iyi korunmuştur. Muhtemelen MÖ ikinci yüzyıla ait bir Hellenistik yapının bazı kısımlarını ortaya çıkardık. Ancak buradaki duvarlar güneydekilere oranla daha zayıftır (şek. 9).

Bir kontekst dışında, daha önceki sezonlarda olduğu gibi açmalarda Pers dönemi karşımıza çıkmamıştır. Ancak tepenin kuzey kısmındaki açmada durum farklıdır. Burada enlemesine yer alan çukur 4,5 metre derinliğine kadar inmektedir. Bu çukurda ele geçen seramik MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısına veya 5. yüzyıla tarihlenmektedir. Bu çukur olasılıkla daha erken bir Lidya anıtsal yapısının—belki de bir teras duvarının—taşlarını çalmak üzere Akhamenid döneminde açılmış ve yapı tamamen ortadan kaldırılmıştır. Burada hiçbir mimari esere veya iskân izine rastlanmamış, yalnızca taş çalındığına dair işaretler görülmüştür.

Tepedeki Lidya devri yapıları anıtsal bir terasın üzerinde inşa edilmiştir. Ardından gelen bin yıl boyunca da durum genel hatları ile değişmemiştir. Tepenin kuzey ve güneybatı yamaçlarında ortaya çıkarılan ilk teras MÖ 7. yüzyılda çok iri taşlar kullanılarak inşa edilmiştir. Daha sonra 6. yüzyılın birinci yarısında düzgün kesimli kireç taşlar ile yeniden inşa edilmiştir. Bu kireçtaşı duvar güney açmada ortaya çıkarılmış, ancak tepenin orta ve kuzey ucundaki açmalarda bu duvara şimdiye kadar rastlanmamıştır.

Geçmiş yıllardaki amaçlarımızdan biri bu anıtsal teras üzerindeki Lidya yapılarını ortaya çıkarmak idi. Güney açmada iyi korunmamış olan yapılara ait tek mimari buluntu devasa Hellenistik temellerin arasında korunmuş bulunan nispeten ince bir kerpiç duvardır (şek. 10). Ancak zemin ve diğer duvarlar korunmamış, sadece içinde kaliteli seramik ve lüks eşyaların bulunduğu bir yangın tabakası ortaya çıkarılmıştır. Önceki yıllarda kalkedon (alaca akik) taşından bir mühür, yanmış fildişi kakma parçası, yeşimtaşı parçaları ve diğer lüks objeler bulunmuştur. 2013’de aynı tabakadan bir miktar insan kemiği, en az 20 tunç ok ucundan oluşmuş ve eriyerek birbirine geçmiş belki de cephaneliğe ait bir kitle (M13.015:13746), ve diğer Lidya buluntuları ortaya çıkarılmıştır (şek. 11, 12, 13). İnsan kemikleri ile silahların bir arada bulunuşu şehrin etrafında bulunan evlerdeki tahribat tabakalarını anımsatmaktadır ve Sardeis’in MÖ 547’de Kyros tarafından ele geçirilmesine tarihlenebilir.

Orta açmada herhangi bir Lidya tabakasına rastlanmamıştır. Kuzey açmada MÖ 6. yüzyıla ait Lidya yapısına rastlanmamıştır. Daha geç tarihli seviyeden çıkan buluntular arasında, taş çalma amacıyla açılan çukurdan çıkan ve dolayısıyla ya Lidya ya da Pers dönemine ait olan demir (lamellar tipinde) zırha ait parçalar (M13.011:13636; şek. 14) ile yine Lidya veya Pers dönemine ait sütunlu krater (P13.065:13408; şek. 15) bulunmaktadır. Ancak yüzeyden neredeyse 6,5 m derinlikte oldukça büyük bir yapıyı destekleyecek ahşap direklerin bulunduğunu gösteren deliklere sahip kerpiç bir duvara rastlanmıştır (şek. 16). Bu seviye, güney açmada bulduğumuz yanık ve buluntu içeren tabaka altında bulunmamıştır; tam tersine içinde buluntu barındırmayan yanmamış yeşil kerpiç tabakası ile kaplıdır. Bu seviyede bulunan nispeten az sayıda buluntu 7. yüzyıla veya daha erken bir evreye, yani güneydeki yanmış tabakadan en az bir yüzyıl öncesine ait gibi görünmektedir. Bu yapı, tepenin kuzey yamacındaki taş teras duvarıyla çağdaş veya ondan daha önce yapılmış olabilir ve bitişikteki ByzFort terasında 1980’ler ve 90’larda kazılmış olan “bodrum”a benzer bir yapı olması mümkündür.2

  • Şek. 1

    Sardeis’in planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 2

    Merkez Sardeis’in planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 3

    Sardeis’in merkezindeki Akropol’ün aşağı yamaçlarında yer alan terasların güneye bakarken görünümünün rekonstrüksiyonu. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 4

    Alan 49’un açmaları ve jeofizik araştırmasını gösteren planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 5

    F49 13.1’in görünümü; ortada Roma fırını, sağ altta geç Roma dönemine ait zemini karo kaplı tekne, altta da Helenistik dönem duvarları görülmektedir. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 6

    F49 13.1’deki erken Roma dönemi odasının tabanı altında in situ haldeki adak grubu. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 7

    F49 13.1’deki erken Roma dönemi odasının tabanı altında bulunmuş olan adak grubu. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 8

    F49 13.1’deki erken Roma dönemi odasının tabanı altında bulunmuş olan genç domuz iskeleti. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 9

    F49 13.2 açmasındaki Helenistik döneme ait odanın ve kapının görünümü. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 10

    F49 13.1, Lidya kerpiç duvarı ve Lidya sonrası döneme ait kireçtaşı ve moloz duvarlar. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 11

    Korozyona uğrayarak veya eriyerek yekpare bir kütle halini almış Lidya dönemine ait yaprak şekilli tunç ok uçları; F49 13.1 açmasından (M13.015). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 12

    F49 13.1 açmasından, kakma işi tunç plaka (M13.013). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 13

    F49 13.1 açmasından Lidya işi tunç kase (M13.021). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 14

    F49 13.3 açmasından katmanlı demir zırh; bir Pers kontekstinden, ancak tarih olarak Lidya ya da Pers dönemine aittir (M13.011). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 15

    F49 13.3 açması, Pers dönemi çukurunda bulunan Geç Lidya dönemi sütunlu krateri (P13.065). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 16

    F49 13.3 açmasında, sağda erken Lidya dönemi kerpiç duvarı, sol üstte ise Helenistik dönemden kalma temelin görünümü. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

Wadi B Tapınağı ve Alan 55

Eski antik kentin merkezine yakın daha alçak bir seviyede yer alan terasta Alan 55 olarak bilinen ikinci bir kazı alanı başlatmıştık (şek. 1, 2). Önceki yıllardaki kazılar bu alanın kısa kenarında sekiz sütun bulunan (yani oktastylos) bir tapınağa ait olduğunu göstermiştir (“Wadi B Tapınağı”). Tapınak Aizanoi’deki Zeus tapınağı veya Ankara’daki Augustus ve Roma tapınağı ile yaklaşık aynı büyüklüğe sahiptir. Kuzeyde önünde 100 metrekarelik bir meydan bulunmakta, bu meydana tapınakla aynı eksende bir merdiven yoluyla ulaşılmaktadır (“Alan 55”; şek. 17).3 Tapınak ve teras MS 1. yüzyıla tarihlenmekte ve imparatorluk kültüne ait oldukları düşünülmektedir.

2013 yılında amacımız 2005 yılında terasın doğu yüzünde bulunan bir kısmını açtığımız bir grup mimari blok ile yazıtları incelemek olmuştur. Doğu teras duvarı kısmen ortaya çıkarılmıştı. Dışarıda kalan alan devrilmiş mermer parçalarından oluşan kalın bir tabakanın altındaydı (şek. 18, 19). Bunların hemen hemen tümü devşirme malzemedir ve çoğu Wadi B tapınağından gelmiştir. Ayrıca diğer yapılardan gelmiş taşlar, onursal yazıtlar ve adak yazıtları ve heykel parçaları bulunmuştur. Yıkılmış taş bloklarını yerlerinden kaldırırken bunların en az iki yapıyla bağlantılı olduklarını gördük: Devşirme mermer bloklarla kaplı geç dönem teras duvarı ve 2,6 m kalınlıkta tamamen devşirme malzeme ile inşa edilmiş enlemesine bir duvar.

Mimari bloklar ve heykeller, tapınak ve kutsal alandaki diğer yapılarla ilgili bilgimizi arttırmıştır. Önemli buluntular arasında figürlü bir Korint başlığın alt yarısı (şek. 20; üst yarısı 2005’te bulunmuştur) ve iki benzer sütun başlığına ait parçalar sayılabilir. Mimaride kullanılmış olan heykel parçaları arasında bulunan bacaklar tapınağa ait alınlıkta kullanılabilecek büyüklükte ve işçiliktedir. Ayrıca figürlü bir frize ait birkaç parça da bulunmuştur (şek. 21, 22, 23). Bunların oranı ve üslubu hepsinin aynı yapıya, olasılıkla da tapınağa ait olabileceğini düşündürür. Eğer böyleyse karşımıza çok zengin süslemeli bir yapı çıkmaktadır. Diğer bloklar arasında arşitravlar, bitkisel süslemeli bir friz bloğu, aslan başlı çörtenleri olan kornişler, sütun tambur ve kaideleri, silmeler ve çok sayıda başka parçaları sayabiliriz. Bir arşitravda tunçtan yapılmış harfleri yerleştirmek için boşluklar bulunmuştur ancak buna dayanarak henüz ikna edici bir okuma yapılamamıştır. Heykeltraşi ve mimari süslemeler Julio-Claudian dönemini desteklemektedir (S13.041:13479; şek. 24).

Buradan çıkan yazıtlar belki de 83 farklı metne aittir, ancak bunların çoğunun birkaç harfi korunmuştur. Metinlerin bir kısmı Asya eyaletinin ve “13 Şehrinin” rahip ve rahibelerini onurlandırmaktadır. Bu da bize tapınağın Sardeis şehri tarafından değil, Asya eyaleti tarafından bir neokoros tapınağı olarak ithaf edildiğini gösterir. Metinlerin birinde Menogenes’e ait ([Meno]geneion) bir tapınağın çatısının yapımına veya tamirine yönelik bilgiler vardır. Aynı isim burada bulunan diğer metinlerde de geçiyor olabilir. Küçük bir iki parça halinde korunmuş olan ancak ilginç bir metinde Lidya kralları sülalesi demek olan Herakleidai, Sadyattes isimli erken bir Lidya kralı ve “hüküm sürdü” manasına gelen bir kelime geçmektedir. Georg Petzl şimdilik erken Lidya devrine ait bir tarih yazımı olabileceğini önermektedir.

Daha sonraki bir Roma yapısında bu blok ve heykel örnekleri tekrar kullanılmıştır (şek. 25, 26, 27). Bu da oldukça ilginçtir. Çok büyük boyutlu oranlar ve mermer devşirme malzeme bunun önemli bir kamu binası olduğunu düşündürür. Ancak yine de tam olarak ne için kullanıldığını bilmiyoruz. Tam olarak zemine ulaşamadığımızdan kesin tarih belli değildir. Bu blokların pek çoğunun kaynağı olan tapınakta daha önce yapılan kazılar, tapınağın iki kez yıkıma uğradığına göstermektedir: Bu yıkımların birincisi MS 2. yüzyılda, ikincisi ise MS geç 4. veya erken 5. yüzyılda meydana gelmiştir. Blokların yeniden kullanıldığı bina tapınağın ikinci yıkımının ardından yapılmış olabilir; yine de, erken tarihin geçerli olması da hâlen ihtimal dahilinde görülmektedir.

En son olarak da bu Roma yapısı bir depremde tamamen yerle bir olmuştur. Bloklar devrilmiş, parçalanmış, bazen de domino taşları gibi birbiri ardına düşmüşlerdir. Muhtemelen bu depreme ait izler daha önceki kazılarda karşımıza çıkmıştı. Örneğin teras boyunca doğudan batıya derin yarıklar görmüştük. En derini 9 metreye kadar inmekteydi (şek. 28). Arkeosismik araştırmacılar bu fay hatlarını çalışmaktadırlar. Binada yapılacak kazıların bizlere daha kesin bir tarih verebileceğini umuyoruz.

  • Şek. 1

    Sardeis’in planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 2

    Merkez Sardeis’in planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 17

    Wadi B tapınağının ve Alan 55’in planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 18

    Alan 55 kazılarındaki mermer yıkıntısı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 19

    Alan 55 kazılarındaki mermer yıkıntısının planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 20

    Alan 55 kazılarından figürlü sütun başlığı: Üst yarı 2005 yılında, alt yarı ise 2013 yılında ortaya çıkarılmıştır (S05.016). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 21

    Alan 55 kazılarındaki yıkıntıda bulunan heykel parçaları; alınlık figürlerine ait olmaları mümkündür (S13.060). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 22

    Alan 55 kazılarındaki yıkıntıdan bir kabartma parçası (S13.059). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 23

    Alan 55 kazılarındaki yıkıntıdan bir kabartma parçası (S13.059). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 24

    Alan 55 kazılarından, muhtemelen bir kabartmaya ait olan Julio-Claudian dönemi figür başı (S13.041). (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 25

    Alan 55 kazılarındaki geç Roma dönemi unsurlarının planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 26

    Sezon sonunda Alan 55 kazılarının görünümü. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 27

    Sezon sonunda Alan 55 kazılarının görünümü. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 28

    2005 yılında Alan 55’in ortasındaki kazılardan deprem fayını gösteren fotoğraf. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

Örenyeri Konservasyonu ve Artemis Tapınağı

Sardeis’deki Artemis Tapınağı 100 yılı aşkın bir süre önce kazılmıştır. Aradan geçen yıllar yapıda siyah siyanobakterilerinin ve yeşil likenlerin etkisiyle renk bozulmalarına yol açmıştır (şek. 29). Bunlar sadece taşa zarar vermeyip aynı zamanda oluşturdukları yüzeye de insanların yazı yazabilmelerine olanak sağlamıştır. Bu da kalıcı izler oluşmasına sebep olmuştur. Yapıyı koruyabilmek adına, mermere zarar vermeden bu biyolojik yüzeyi kaldırmak için çeşitli metotlar geliştirdik. Tapınağı ve kutsal alanın içinde kalan diğer yapıları da kapsayacak şekilde, geçen yıldan başlayarak beş yıllık bir temizlik projesi için hibe aldık. Yapının tamamında aynı rengi yakalayabilmek amacıyla 2013’te bu temizlik metotlarının daha verimli hale getirilebilmesi için yapının farklı kısımlarında farklı biyolojik gelişmelere uygun olacak şekilde çalışmalar yaptık (şek. 30, 31).

Tapınağa bitişik küçük şapelin sağlamlaştırma çalışmalarına da devam ettik. Yapının kuzey duvarındaki boşluklar horasan / kireç harcı ile dolduruldu. Yapının diğer duvarlarını sabitlemek için bir program geliştiriyoruz. Sit alanı içindeki diğer yapılarda da—örneğin A Binası’nda ve Roma Agorası’nda—taşların çalınmasından kaynaklanan çöküntüleri önlemek amacıyla sabitleme ve restorasyon çalışmaları yapılmıştır.

Sit alanı konservasyonu ve restorasyonu bağlamında önemli bir bölüm ‘Turistik Geliştirme Projesi’ne ayrılmıştır. Bu proje ile Lidya surları, anıtsal Lidya sur kapısı, geç Roma evleri, sinagog, sütunlu Roma caddesi ve çevresindeki diğer yapılar gerekli konservasyon çalışmalarının ardından ziyaretçilere açılacaktır. Bu yıl 20 metre kalınlığındaki Lidya kerpiç duvarı ve bitişiğindeki yapıları korumak amacı ile yeni bir çatı yapımı tasarımına başladık. Yarı saydam camdan imal edilecek bu çatı ziyaretçilere duvarı farklı açılardan görme imkanı verecektir. Daimi çatı yapılıncaya değin kullanılmak üzere, mevcut olan eski çatıyı kaldırarak yerine geçici olarak yeni bir çatı yerleştirdik.

Araştırma ve yayın projelerimizi şöyle sıralayabiliriz: HoB sektöründe bulunan Lidya tabakaları; Sinagog’daki mimari ve buluntular; Artemis Tapınağı; Hellenistik ve Roma seramikleri ile Hellenistik devir kaba seramikleri için yeni bir kronoloji denemesi; 1971’den itibaren bulunan sikkeler; taş üzerine yazıtlar, pişmiş toprak figürinler ve Bizans mühürleri. Artemis Tapınağı’na ait olan mermer analizleri, mermerin tapınak alanının güneyinde bulunan Mağara Deresi taş ocaklarından geldiğini göstermiştir.

(Kazı Sonuçları Toplantısı 36.2: 413-430’ten uyarlanmıştır)

  • Şek. 29

    Artemis Tapınağı’nın kuzeydoğu antasının temizlikten önceki hâli. Üstte çıkıntı yapan arşitrav bloğu altındaki antayı yağmurdan korumuş olduğundan, burada liken ve siyanobakteriler ürememiş ve mermerin orijinal rengi korunmuştur. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 30

    Mermer temizleme testi: Q Yapısı'nın temizlikten önceki hâli. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 31

    Mermer temizleme testi: Q Yapısı'nın temizlikten sonraki hâli. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

Dipnotlar